Vatikan'da sergi açacak

Vatikan'da sergi açacak
Özgün desenlerle ürettiği çini tabak, Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Kenan Gürsoy tarafından Papa 16. Benediktus'a hediye edilen çini sanatçı Nur Avlupınar, gelecek ay Vatikan'da sergi açacak.

Özgün desenlerle ürettiği çini tabak, Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Kenan Gürsoy tarafından Papa 16. Benediktus'a hediye edilen çini sanatçı Nur Avlupınar, gelecek ay Vatikan'da sergi açacak.
Kütahya'da yaşayan Nur Avlupınar (44), yaptığı açıklamada, 1985 yılında çini sanatıyla ilgilenmeye başladığını ve aynı yıl Vehbi Koç Vakfı'nın Kütahya'da düzenlediği çini geliştirme programlarına katıldığını bildirdi.
Programda uygulamalı çini dersleri veren öğretim üyesinin kendisini çiniye yönlendirdiğini belirten Avlupınar, ''Ben o yıllarda tezhiple uğraşmak istiyordum. Ancak hocam çiniyle uğraşmamı isteyerek, (Bu sanatla uğraşmazsan hakkımı helal etmem. Bu sanatı sevmiyorum deme hakkına sahip değilsin. Bu sanat bizim değil, bize atalarımızdan mirastır) dedi. Bundan etkilendim ve böylece çinicilikle tanışmış oldum'' dedi.
Vakfın kurs bitiminde ülke genelinde organize ettiği yarışmada orijinal çini tabak deseniyle birincilik ödülü almasının çiniciliğe tutkuyla bağlanmasına vesile olduğunu anlatan Avlupınar, şöyle devam etti:
''Çini sanatımızın Orta Asya'ya dayanan bir geçmişi var. Bundan dolayı çini sanatını tanıdıkça sevmeye başladım. Belli başlı nakışhanelerde amirlik yaptım. Fabrika ortamlarında özgün eserler üretemeyeceğimi anlayınca 1988'de kişisel çalışmalara başladım. 1989'da Kültür ve Turizm Bakanlığının ülke genelinde açtığı Türk Süsleme Sanatları Yarışması'nda birinci oldum. Daha sonra tasarıma yöneldim. 1989'da Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Kültür ve Turizm Bakanlığının özel hediyelik siparişleri verildi, onları yapmaya başladım. 1990'lı yılların başından itibaren de eserlerimi ağırlıklı olarak sergilerde sanatseverlerle paylaştım.''

-16'NCI YÜZYILIN ÇİNİ HAM MADDESİNİ YENİDEN ÜRETTİ-

Avlupınar, 1992-1998 yılları arasında Ankara, İstanbul ve İzmir'de 5-6 kez kişisel sergi açtığını, unutulan birtakım özellikleri fark edip hayata geçirmesi sayesinde eserlerinin sanat severler tarafından beğenilmesinden büyük haz duyduğunu anlattı.
Ankara'da 1995 yılında Türk İngiliz Kültür Derneğindeaçtığı sergide tanıştığı İnci Birol'un talebesi olduğunu ve klasik üslupta orijinal desen tasarımlarını çalışmaya başladığını dile getiren Avlupınar, ''Gelenekli sanatlarımızda talebe yetişince, (Sen bu sanatı öğrendin, devam edebilirsin, başkalarını da yetiştirebilirsin ve imzanı kullanabilirsin) anlamına gelen icazet verme kavramı vardır. İnci hanım da 1998'de bana icazet verdi. Onunla halen klasik üslupta tasarımlar yanında orijinal tasarımları da çalışıyoruz'' diye konuştu.
2000'li yılların ortalarına doğru çok ince işler yaptığını ancak kalıcılığına dair garantisinin bulunmadığını fark ettiğini belirten Avlupınar, bunun üzerine 2005'te ağabeyi Ahmet Avlupınar ile şirket kurup çiniciliğin ham maddesiyle ilgilenmeye başladığını kaydetti.
Ham madde araştırmaları sırasında çok önemli bulgular elde ettiklerini bildiren Avlupınar, şunları söyledi:
''Türk çini sanatının zirveye ulaştığı dönemin 16'ncı yüzyıl olduğunu belirledik. Daha sonra gerilemeye başlayan bu sanat, son 200 yıldır Anadolu'daki tek icra merkezi Kütahya'daki ustaların gayretleri sayesinde yaşatılmaya çalışılıyor. 16'ncı yüzyılda kullanılan ham maddeyle teknikleri ortaya çıkardık. O dönemin en büyük malzeme özelliği, dayanıklılık ve sağlıklılık için kuvars oranının yüksek olmasıdır. Şimdi o terk edildi ve kuvarstan ziyade kireç asıllı maddeler ön plana çıktı. Kuvars oranı yüksek olduğu zaman hem malzeme hava alıyor ve havayla teması kesilmiyor hem de asırlara dayanabilecek mukavemette güçlü bir yapı oluyor. Ancak kireç asıllı maddeler onun yerini almaya başlayınca bir müddet sonra emme gücü çok yüksek olduğu için üzerindeki desenler ve sırça atıyor, bozuluyor.
Kültürümüzü oluşturan atalarımız hep güzeli aramış, dayanıklılık ve güzellik onlar için çok önemliymiş. O yüzden asırlardır o yapılanlar birer gül gibi abidevi yapıları süslüyor, dünyanın hayranlığını uyandırıyor. Onlara bakınca tarihi geleneği insanların yaşam şeklini görüyorsunuz ve birer tarihi vesika halini alıyor. Biz de buradan hareketle 5 yıldır hem kuvars oranı yüksek ham madde kullanıyoruz hem de 16'ncı yüzyılın teknikleriyle çalışıyoruz.''

-VATİKAN'DAN GELEN SERGİ DAVETİ-
Avlupınar, 2005'te ham madde ve teknikler bakımından belli bir çizgiye ulaştıktan sonra yeniden sergiler açarak bunları sanatseverlerle paylaşmaya başladığını bildirdi.
Geçen yıl Ankara'da Türk Amerikan Derneği ile Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünde sergiler açtığını ve bunların hem bilim insanları hem de koleksiyonculardan ilgi gördüğünü anlatan Avlupınar, şunları kaydetti:
''Vatikan Büyükelçimiz Kenan Gürsoy, Türk Amerikan Derneğindeki sergimizi ziyaret etti ve Vatikan'da hediye etmek üzere birtakım eserler satın aldı. Oraya gittiğinde birini Papa 16. Benediktus'a hediye etmiş. Bu, İtalyan basınında da geniş şekilde yer almış. Gürsoy'un Vatikan'da Türk kültürünün tanıtılmasıyla ilgili birçok projesi var. Bu kapsamda benim de bir çini sergisi açmamı istedi. Gelecek ay o sergi yapılacak ve Papa da davet edilecek. 8 aydır buna hazırlanıyoruz. Bu sergi çok önemli çünkü Vatikan dünyada bir sanat merkezi olarak kabul ediliyor. Orada gelenekli sanatlarımızdan çiniyi sergilemek hem çok güzel hem de çok sorumluluk isteyen bir iş. İnşallah yüzümüzün akıyla sanatımızı ve kültürümüzü orada tanıtmış oluruz.''
Avlupınar, önceki yıllarda Macaristan, Belçika, Danimarka, Almanya, Litvanya, Letonya Slovenya ve bazı Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde karma sergilere katıldığını hatırlatarak, bu yıl sonuna kadar Vatikan'dan sonra Ankara'da Dışişleri Bakanlığı, Türk Amerikan Derneği ve İstanbul'da Beylerbeyi Sarayı'nda eserlerini sergileyeceğini sözlerine ekledi.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com