Ve Türküler yandı...

Ve Türküler yandı...
37 kişinin diri diri yakıldığı katliamı, Edip Akbayram bir albümünde şöyle dile getirmişti: “...Bilmez misin ki Türküler yanmaz / Günü gelir, sanma hesap sorulmaz...”

Maalesef gün geldi ama hesap sorulmadı ve türküler yandı. Çünkü mahkeme, AİHS’nin işkenceyle ilgili ‘kamu görevlisi’ kriterine dayanarak zamanaşımına hükmetti.

Sivas Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te 2’si gösterici 37 kişinin öldüğü katliamın ardından 19 yıldır yargılanan 7 sanık hakkındaki dava tarihi bir kararla düştü. Tarihe geçecek bir karara imza atarak, insanlık suçlarında zamanaşımı uygulanmayacağına hükmetmesi beklenen mahkeme, Sivas katliamını “insanlık suçu” olarak nitelendirmekten kaçındı.

Mahkeme, işkence ve kötü muamele söz konusu olduğunda, yaşam hakkı bu şekilde ihlal edildiğinde kamu görevlileri için zamanaşımı uygulanmayacağı yönündeki AİHM kuralına atıf yaparak, davanın yaşayan 5 sanığının kurtulmasını sağladı.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın karar duruşmasına, sanıklar ve avukatlarından katılan olmadı. Duruşmayı, CHP Grup Başkanvekilleri Emine Ülker Tarhan, Muharrem İnce, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Sabahat Akkiray, İlhan Cihaner’in de aralarında bulunduğu 50’ye yakın milletvekili, BDP’li milletvekilleri, Hrant Dink’in eşi Rakel Dink, Rutkay Aziz’in de bulunduğu çok sayıda sanatçı, ADD Genel Başkanı Tansel Çölaşan da izledi. Mahkeme Başkanı Dündar Örsdemir, Sivas ana davası sanıklarından 3’ünün davasının bu dosyadan ayrı olarak derdest olduğunu söyledi.

Dava 7 sanıklı ama
Örsdemir, 7 sanıklı mevcut dosyada sanıklardan Erçakmak hakkındaki davanın yakalanamaması nedeniyle 26 Aralık 1994’te tefrik edildiğini, diğer sanıklar Yılmaz Bağ, Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca ve Necmi Karaömeroğlu hakkında 16 Haziran 1994’te açılan davaların birleştirildiğini söyledi.

‘Lehte değil’
Cumhuriyet savcısı Hakan Yüksel, 7 sanıklı davada, sanıklardan Erdoğan, Koçak, Çakmak, Karaca ve Karaömeroğlu hakkında zamanaşımı talebinde bulunduğu 21 Haziran 2011 tarihli esas hakkındaki mütalaasını tekrar etti. Sanıklardan Erçakmak ve Bağ’ın nüfus kayıtlarına göre öldükleri anlaşıldığından haklarındaki davaların ortadan kaldırılmasını istedi. Yüksel, eski TCK’da insanlığa karşı suçların zamanaşımına girmeyeceği hükmünün bulunmadığını, yeni TCK’nın 77. maddesinde düzenlenen insanlığa karşı suçların sanıkların lehine sonuç doğurmadığını, bu nedenle mağdur avukatlarının 77. maddenin uygulanması talebinin reddedilmesini istedi. Yüksel ayrıca Erçakmak’ın öldüğünün nüfus kaydına işlendiğini belirterek, bu konuda ek DNA raporu alınmasına gerek olmadığını belirtti.

Konanov-Letonya kararı
Müdahil avukatlarından Şenal Sarıhan ise AİHM’nin 17 Mayıs 2010 tarihli Konanov Letonya kararının uygulanmasını istedi. Sarıhan, Konanov’un, 2. Dünya Savaşı’nda masum insanları öldürdüğü için mahkum edildiğini anımsatırken, bunun üzerine Konanov’un, Letonya Ceza Yasası’nın 1961’de değiştini belirterek, eylem tarihinden sonra yürürlüğe giren ceza yasasının kendisine uygulanamayacağı iddiasıyla AİHM’ye başvurduğunu anlattı. Sarıhan, AİHM Genel Kurulu’nun, Konanov’un eyleminin insanlığa karşı bir suç olduğu, bu nedenle kanunsuz ceza olmaz ilkesinin ihlalinden söz edilemeyeceğini belirterek, başvurusunu reddettiğini söyledi.

Türkiye’nin, anayasanın 90. maddesiyle AİHS ve AİHM kararlarını üst norm olarak kabul ettiğine değinen Sarıhan, sanıklar hakkında eski TCK’nın lehlerine olmasına rağmen, 2005’te yürürlüğe giren TCK’nın “insanlığa karşı suçların zamanaşımına girmeyeceği” konusundaki 77. maddesinin uygulanmasını istedi.

Sarıhan, “Vereceğiniz karar heyetiniz için bir örnek karar olacaktır ve hukuk tarihi sizden söz edecektir” diye konuştu. Diğer mağdur avukatları da sanıkların, insanlığa karşı suç işlediklerini söyledi.

İnsanlık suçu mezardakine
Mahkeme Başkanı Dündar Örsdemir verilen aranın ardından kararı okudu. Kararda, Erçakmak’ın eski TCK’ki “TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan yargılandığı, insanlığa karşı suçlardan dolayı zamanaşımı işlemeyeceğini öngören yeni TCK’nın 77. maddesinin ise 1 Haziran 2005’te yürürlüğe girdiği kaydedildi.

Anayasaya göre bağlayıcı olan AİHM’nin, AİHS’nin 2. maddesindeki yaşama yönelik kararlarında, “yaşama hakkını ihlal ettiği iddia olunan, işkence ve kötü muamele iddialarıyla suçlanan kamu görevlilerinin af ve zamanaşımından faydalandırılmaması” yönünde kararları bulunduğu belirtilerek, şöyle denildi:

“Suç tarihi itibariyle belediye meclisi üyesi olan sanık Cafer Erçakmak’ın kamu görevlisi olduğu, kamu görevlisi olan sanık hakkında olayın asli maddi faili olarak yargılandığı iş bu dava dosyasında zamamaşımı hükümlerinden istifade edemeyeceği düşünülse de nüfus kaydına göre sanığın 10 Temmuz 2011’de öldüğü anlaşılmakla hakkında açılan kamu davalarının düşürülmesine karar verilmiştir.”
Mahkeme, sanıklardan Yılmaz Bağ hakkındaki davayı da 25 Aralık 2006’da öldüğü gerekçesiyle düşürdü.

Kamu görevlisi değiller
Mahkeme, TCK’nın insanlığa karşı suçları düzenleyen 77. maddesi ile AİHM’nin yaşam hakkı ile ilgili kararını, sanıklar Erdoğan, Koçak, Çakmak, Karaca ve Karaömeroğlu için de tekrar etti. Mahkeme, bu sanıkların kamu görevlisi değil sivil olduğunu, ayrıca olayın asli maddi faili değil, fer’i şerik olarak yargılandıklarını, 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin bu sanıklar için 2 Temmuz 2008’de dolduğunu, bu nedenle haklarındaki davaların düşürülmesine karar verdi.

Mahkeme, insanlığa karşı suçlarla ilgili evrensel hükümlere değinmesine rağmen, kararını bu hükümler doğrultusunda vermedi. Avukatların ve kamuoyunun, BM, AİHS ve benzeri sözleşmelerin uygulanması isteğine karşılık, AİHS’nin insanlığa karşı suçlarla ilgili hüküm ve AİHM’nin ilgili yorumlarını değil, işkence ve kamu görevlileriyle ilgili yorumlarını esas alan mahkeme, insanlığa karşı suç ve katliam tanımı yapmaktan kaçınarak davayı düşürdü.

12 Eylül’e zamanaşımı olmaz
Duruşmadan önce, 12 Eylül iddianamesinde, aynı başsavcıvekilliğinin işkence suçlarında zamanaşımı işlemeyeceği görüşünü savunduğu belirtilerek, insanlığa karşı suçlar için de bu yorumun yapılacağı düşünülüyordu. Ancak mahkeme, katliam davasında, AİHM’nin işkence yorumunu tekrarlayarak ve katliamı “asli fail ve kamu görevlileriyle” sınırlı olarak ele alıp bu beklentileri boşa çıkarttı. Mahkeme, böylece 12 Eylül darbesini yapan Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkındaki dava ile çelişmeyecek bir hükme imza attı.

ERDOĞAN’IN YORUMU:
Milletimize hayırlı olsun

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısından sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı ve Sivas davasının zamanaşımın-dan düşürülmesi konusunda şöyle dedi: “Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun. Zaten onlar da söylüyorlar. Yıllar yılı içeride olan vatandaş, içlerinde kaçak olanlar vardı. Bilemiyorum tabii onlar da var.”

CHP LİDERİ KILIÇDAROĞLU
Karar Türkiye için bir yüz karasıdır

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sivas davasıyla ilgili kararı, partisinin grup toplantısında şu sözlerle değerlendirdi: “Ortaçağ’da insanlar yakılarak öldürüldü. İnsanlar yakılarak öldürüldü. Öldüren insanların bir kısmı evlendi, askere gitti, düğün yaptı, çocuğunu okula gönderdi ama bulunamadı, yakalanamadı. Bu sürecin içinde AK Parti’nin büyük sorumluluğu bulunuyor. Sanıkların yakalanmaması, davanın zamanaşımına uğraması, Türkiye için bir yüzkarasıdır.”

BDP LİDERİ DEMİRTAŞ:
Mağdur yakınları coplanıp gazlandı

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da Sivas davasının zamanaşımından düşürülmesini şu sözlerle eleştirdi: “Büyük devlet Sivas sanıklarını yakala-yamamıştır. Bunun 10 yılı da AKP iktidarı döneminde geçmiştir. Bu karara isyanını haykırmak isteyen mağdur yakınları, dostları, milletvekilleri ise gazlarla, tazyikli sularla, coplarla işkenceye tabi tutulmuştur.”(SYK)
ANKARA Milliyet

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com