Yeni Devletin Sınırları!

Yeni Devletin Sınırları!
Bilindiği gibi Sevr Anlaşması'na (1920) göre Sultan'ın ve İngilizlerin arşivinden şok bir plan çıktı. İstanbul Devleti kurmak istemişler...

Bilindiği gibi Sevr Anlaşması'na (1920) göre Sultan'ın ve Osmanlı hükümetinin İstanbul'da kalmasına izin veriliyordu..

Ama ırk, din ve dil olarak azınlık durumunda olan gurupları korumak bahanesiyle Osmanlı'nın başkentini işgal etme yetkisini de Müttefik Devletler kendisine tanımıştı. Hikayenin bundan sonra nasıl geliştiğini hepimiz biliyoruz. Pek bilinmeyen birşey bu anlaşma imzalanmadan önce İstanbul'un geleceği ile ilgili başka planların da olduğudur. Mesela İngiliz arşivlerinde CAB/23/35 numarayla kayıtlı bir belgeye göre İngilizler İstanbul'un ayrı bir devlet olarak yeniden yapılanmasını ciddiyetle düşündü ama sonra vazgeçti. Bu belgeye göre Paris'te İngiliz Başbakanı Lloyd George'un otel odasında yapılan ve aralarında Dışişleri Bakanı Curzon, Bonar Law, Lord Birkenhead ve Hindistan'taki İngiliz yönetiminin Dışişleri Bakanı Montagu'nun da olduğu bir grup, İstanbul'un ayrı bir devlet olmasını tartıştı.

Yeni devletin sınırları

Bu projeye göre kurulacak İstanbul Devleti'nin sınırları Doğu ve Batı'da Marmara Denizi ve Enos-Midis (Çatalca) hattı arasında olacaktı. Anadolu'da ise Boğaziçi'nin Şile-İzmit hattının Batısı bu devletin sınırları içinde kalacaktı. Çanakkale Boğazı'nın da İstanbul Boğazı gibi bu yeni devlete dahil olması öngörülmüştü. Çanakkale Boğazı'nın Anadolu'daki sınırları Bozcaada dahil olmak üzere Anadolu'da 80 km'lik bir hat üzerinde olacaktı. Kuşkusuz bunun amacı Çanakkale ve İstanbul Boğazları'nın kontrol altında kalmasıydı. Karadeniz ile Akdeniz arasındaki bütün adalar (Marmara Denizi'ndeki adalar kastedilmiş) İstanbul Devleti'nin toprakları olacaktı. Bunun haricinde, İstanbul Devleti ile Osmanlı sınırından Anadolu içlerine doğru 30 km'lik bir alan silahsızlandırılacaktı. Milletler Cemiyeti İstanbul Devleti'nin korunmasını üstlenecek ve askeri bir komisyon da bunu kontrol edecekti. İstanbul Devleti'nin yönetimi Fransa, İngiltere ve İtalya temsilcilerinin olacağı bir 'Hükümet Komisyonu' tarafından yürütülecekti. İsterlerse ABD, Romanya ve Yunanistan'dan da delegeler katılabilecekti. Osmanlı'dan bir delegenin dahil olması en son yapılacak iş olarak kararlaştırıldı. Devlet Başkanı Fransız ve İngiliz delegeleri arasından dönüşümlü ve iki yıllık bir süre için seçilecek ve sekiz yıl sonra Komisyon'un üçte iki oyunu alan Müttefik Devletler'den herhangi bir delege yine rotasyonla devletin başına geçecekti. Komisyonun görevleri arasında idareye ait yönetmelikleri yapmak ve hayata geçirmek, hükümette görev alacakları belirlemek ve atamak, yeni bir anayasa hazırlamak, adli sistemin yeniden yapılanmasını kontrol etmek vardı. Bütün bunları Milletler Cemiyeti'nin bir alt komisyonunun gözetiminde yapmak arzu ediliyordu. Bakanlıkların mümkün olduğu kadar az olacaktı. Buna göre dört bakanlık olacaktı. 1) İçişleri 2) Maliye ve Ticaret 3) Adalet 4) Savunma ve Barış Bakanlığı.

Boğazların korunması ve polislik hizmetleri için Hükümet Komisyonu jandarma ve deniz kuvvetlerini kuracak, bu kuvvetlerin gücü ve sayısı önce Müttefik Devletler sonra da Komisyon tarafından belirlenecekti. Devlet, vatandaşlarca seçilen idareciler tarafından yönetilecek, tüm vatandaşlar aynı yurtdaşlık haklarına sahip olacaktı. Bütün camiilere saygı gösterilecek ama Ayasofya müze olacaktı. Belgeye göre İstanbul Devleti'nin Osmanlı'dan tamamen, Müttefik Devletler'den finans, adalet ve jandarma konularında bağımsız olacaktı.  

Kendileri de inanmamış

Yüzyıllardır Osmanlı'nın başkenti olmuş İstanbul'daki idari yapının taşınması (Konya veya Bursa'ya) konusunun çok hassas olduğunun altını çizen bu belge İstanbul'da ikamet eden eski Osmanlı yüksek bürokratları ve devlet adamlarının emekliye sevkleri için gerekli işlemlerin çok büyük bir dikkatle yapılmasını öngörüyordu. Belgede dikkat edilmesi gereken başka bir konu da Sultan'ın İstanbul'dan çıkarıldıktan sonra kendisine ait olan özel mülkünün durumu olarak belirlenmiş.

Bu belgede öngörülenler sadece bir fikir olarak tartışılmış. Hatta aynı toplantıda bu fikrin pek hayata geçirilebilirliği olmadığı kanaatine varılmış olmalı ki sonuç olarak Llyod George Hindistan'daki İngiliz yönetimi Dışişleri Bakanı'ndan Sevr Anlaşması öncesi hazırlanan taslağın Sultan'ın ve Osmanlı hükümetinin İstanbul'da kalması ihtimaline göre düzenlenmesini istemiş.  

Bana göre bu belgenin asıl önemi, 1. Dünya Savaşı'ndan sonra İngiltere'nin Ortadoğu'yu küçük devletlere bölüp yönetme arzusuna İstanbul'u da katmaları. Müttefikler'in İstanbul'u ve boğazları uluslararası bir komisyonun aracılığıyla yönetme arzusu hepimizin daha ilkokul yıllarında öğrendiği bir şey fakat ayrı bir devlet olarak yeniden yapılandırılması fikrinin İngiltere tarafından başbakanlık seviyesinde tartışılmış olması pek bilinen birşey değil.

DOÇ. DR.

HAKAN ÖZOĞLU

Central Florida Üniversitesi

STAR GAZETESİ

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com