Yerel Medya 2012 ödülleri sahiplerini buldu

Yerel Medya 2012 ödülleri sahiplerini buldu
TGC Başkanı Orhan Erinç, gazetecilerin en büyük özleminin özgürce mesleklerini yapabilmek olduğunu söyledi. Erinç, "Dünyanın neresinde olursa olsun gazeteciler aynı sorumlulukla görev yapıyor" dedi

TGC Başkanı Orhan Erinç, gazetecilerin en büyük özleminin özgürce mesleklerini yapabilmek olduğunu söyledi. Erinç, "Dünyanın neresinde olursa olsun gazeteciler aynı sorumlulukla görev yapıyor" dedi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ile Konrad Adenauer Stiftung Derneği'nin (KAS), 15 yıldır birlikte düzenlediği Yerel Medya Ödülleri, düzenlenen törenle sahiplerine takdim edildi. Ankara Rixos Grand Otel'de düzenlenen törene; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver, TGC Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay, Yönetim Kurulu Üyeleri Orhan Ayhan, Recep Yaşar ve Celal Toprak, Konrad Adenauer Stiftung Derneği'nin (KAS) Türkiye Temsilcisi Dr. Colin Dürkop, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

Güneş: Demokrasi yerel medyadan başlayarak güçlenir

Törenin sunuculuğunu yapan TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, yerel medyanın önemine değindi. Güneş, şunları söyledi: "Türkiye Gazeteciler Cemiyeti demokrasinin güçlenmesinin yerel medyadan başladığını düşünen bir örgüt. Bu anlamda partneri KAS ile birlikte 15 yılı aşkın bir zamandır Türkiye'nin hemen hemen her ilinde yerel gazetecilik eğitim seminerleri düzenlemeyi sürdürüyor. Bu seminerlerde 7 bine yakın meslektaşımız sertifika aldı. Yapılan seminerlerin sonuçlarını da törenlerde görmek bizi fazlasıyla mutlu ediyor."

Ödüller 3 dalda veriliyor

Haber, fotoğraf ve sayfa düzeni olmak üzere 3 dalda verilen Yerel Medya 2012 ödülleri hakkında bilgi veren Güneş, "Ödüller, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nde 8 Mart 2013 tarihinde TGC binasında toplanan Seçici Kurul tarafından belirlendi. Seçici Kurul, TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Önceki Başkanı Nail Güreli, Konrad Adenauer Stiftung Proje Yöneticisi Bekir Öncel, A Haber'den İhsan Yılmaz, Beykent Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Müge Demir, Sinop 15 Eylül Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cengiz Demirel, Doğan Haber Ajansı Yazı İşleri Müdürü Mustafa Eşmen ve Gazeteci Tümer Argın'dan oluştu. Tümer Argın başkanlığındaki Seçici Kurul'un yaptığı değerlendirme sonunda ödül kazananlar ve eserleri belli oldu" dedi.

TBMM Başkanı Çiçek'ten telgraf

Güneş, törende Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek'in törene ilişkin gönderdiği telgrafı katılımcılarla paylaştı. Başkan Çiçek telgrafta, yerel basında görev yapan gazetecilerin teşvik edilmesi ve başarılı gazetecilerin ulusal basınla tanıştırılmasında düzenlenen törenlerin teşvik edici olduğuna vurgu yaptı.

Başkan Erinç: Gazeteciler sorumlulukla görev yapıyor

Törenin açılış konuşmalarını TGC Başkanı Orhan Erinç ve KAS Türkiye Temsilcisi Dr. Colin Dürkop yaptı. TGC Başkanı Orhan Erinç, yerel medyada çalışan gazetecilerin yaşadığı sıkıntılara değinerek sözlerine başladı. Erinç, "Basın yasasına ya da radyo ve televizyonlarla ilgili yasaya bakarsanız; yayın organı birkaç sınıfa ayrılıyor. Basın yasasına göre; yaygın, bölgesel ve yerel. Radyo ve televizyonlarla ilgili yasaya göre ulusal, bölgesel ve yerel. Yayın organları böyle ayrılıyor; ama gazetecilerin ayrılması mümkün değil. Yani yerel gazeteci diye bir tanım yok. Gazeteci tanımı var. Çünkü gazeteciler Dünya'nın neresinde, Türkiye'nin neresinde olurlarsa olsunlar aynı koşullarda, aynı sorumluluk duygusuyla görev yapıyorlar" dedi. Başkan Erinç, yerelde gazetecilik yapmanın zorluklarını ise şöyle sıraladı: "Bir kere yerelde haber kaynaklarıyla, haberinizin çıktığı gün daha kapıdan çıkarken karşılaşma, ne yazık ki tehlikesi demek durumundayım var. Aleyhinde yayın yapılan haber kaynağı ya da habere konu olmuş kişilerin şiddet kullanma eğilimleri Türkiye'de ne yazık ki çok fazla. Gelen bilgilerden cemiyetin yapmak durumunda kaldığı açıklamalardan bu konunun nasıl zorluk yarattığını biliyoruz. Yerel yöneticilerle ilişkiler konusunda da sıkıntılar yaşanıyor. O nedenle yerel gazetecilik yapmak gerçekten çok zor."

İfade özgürlüğünün önünde engeller var

Kanunlara değinen Erinç, "Biz Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak, 2004 yılında Türk Ceza Yasası'nın sonra Terörle Mücadele Yasası'nın, Ceza Muhakemesi Yasası'nın değiştirilmesi aşamalarında çeşitli önerilerde bulunduk. Yapılan yeni yasalarla ifade özgürlüğünün önüne yeni engeller konulduğunu vurguladık. Önerilerde bulunduk. Ama ne yazık ki birkaç düzeysel değişiklik dışında bir gelişme sağlayamadık. Ben tabii meslek olarak ifade özgürlüğü ile ilgili taslaklardan başlayarak; taslaklar, tasarılar, öneriler, komisyon toplantıları, meclis televizyonu verdiği sürece meclis görüşmelerini izlemek gibi bir zorunluluk duymaktayım. Bu süreç sonunda edindiğim kanı şudur: Türkiye'de ceza öngören yasaların içindeki maddeler yerine eğermümkün olsa da gerekçeleri uygulanabilse, Türkiye dünyanın en demokrat ülkesi olur. Çünkü şöyle bir çelişkiyle karşı karşıyayız. Madde gerekçeleri hukuka uygun ama madde yazılımı siyasi tercihlere göre oluşturulmuş. Bu sonuçta ifade özgülüğünü, dolayısıyla biz gazetecilerin görev yapmasını engelleyen bir sonuç oluşturuyor" diye konuştu.

Türkiye'de yasa değişiklikleri reform gibi sunuluyor

Türkiye'de yargı paketlerin birbirini izlediğini aktaran Erinç, sözlerini şöyle sürdürdü: " 4. pakette de söylenenlere bakarsanız ifade özgürlüğünün önünü açacak özellikle Terörle Mücadele Yasası'nın 7. maddesinde değişiklikler yapılıyor. Tabii bunu söyleyenlerin açısından değerlendirirsek 'olabilir' demek gibi bir durumdayız. Ama pratiğe baktığınız zaman artık Terörle Mücadele Yasası'nda özellikle özel görevli mahkemelere göre tek suç var. O da terör örgütü üyeliği. Bunun karşılığı da müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet. Terörle Mücadele Yasası'nın çok sayıda maddesinde örgüt propagandası yapmak, yardım ve yataklık etmek gibi suçlar var. Ama bu suç tanımları ne yazık ki son dönemde kadük olmuş durumda. Yasada yazıyor ama o suç tanımlarınınygulandığına bugüne kadar tanık olmadık. O nedenle 7. maddenin değiştiriliyor olması pratikte ifade özgürlüğünün önünün açılması konusunda hiçbir şey getirmeyecek diye düşünüyoruz. Daha önceki uygulamalara baktığımız zaman da haklı çıkacağımız kanısına varıyoruz. Çünkü Türkiye'de her yasa değişikliği hukukta reform olarak sunuluyor. O kadar güzel tanımlarla anlatılıyor ki, sonuçta siz de bu beklenti içine giriyorsunuz. Nedir bunlardan birisi derseniz. Sayın Cumhurbaşkanı'ndan başlayarak siyaset yönetimi 3. pakete yapılan değişikle uzun tutukluğun artık olmayacağını söylemişlerdi. Oysa uzun tutukluluk bazı meslektaşlarımız için 6. yıla, bazıları için de 5. yıla girdi. Bu durum iki türlü değerlendirilebilir diye düşünüyorum. Bunlardan birincisi yasa yapılırken gerekçeler ve de kamuoyuna tanıtımında söylenenler doğrudur; yani yasa kamuoyuna tanıtılırken söylenenlere uygun olarak çıkarılmıştır ama uygulanmamaktadır. Uygulanmazsa yasanın uygulanmamasının sonuçları bellidir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu görevdedir. O kurulun başkanı Sayın Adalet Bakanı'dır. Görev bu konuda kendisine düşmektedir. Yok, yasa yapılırken yanlış yapılmıştır. Mahkemeler onu uygulamaktadır. O zaman da yine Sayın Adalet Bakanı'na görev düşmektedir. Şikayet ettikleri yasayı değiştirmekle kendileri yükümlüdür. Bu açıdan baktığımız zaman Türkiye'de siyasetle hukukun zaman zaman değil çok sık karşı karşıya geldiğini ama hukukun yerine siyasal tercihlerin kabul edilmesiyle Türkiye'de büyük bir hukuk karmaşası yaşandığını söylemek zorunda hissediyoruz kendimizi"

Avrupa Birliği reform olarak alkışlamıştı

Başkan Erinç, Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkileri konusunda ise şu hatırlatmayı yaptı: "2004 yılının Eylül'ünde Türk Ceza Kanunu değiştirildiği zaman Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, bu yasanın yeni suçlar, yoruma çok açık suç tanımları ve büyük ölçüde hapis cezaları öngördüğünü açıklayarak karşı çıkmıştı. Ancak Avrupa Birliği, bu değişikliği her nedense reform olarak alkışladı. Bugün yaşadıklarımızın bir bölümünde Avrupa Birliği'nin 2004'teki tutumunun da etkisi olduğunu düşünüyorum." "Gazetecilerin en büyük özlemi özgürce görev yapmaktır" diyen Başkan Erinç, ayrıca katılımcılara teşekkür ederek konuşmasını bitirdi.

Yerel medya olmazsa...

Konrad Adenauer Stiftung Derneği'nin (KAS) Türkiye Temsilcisi Dr. Colin Dürkop, konuşmasında, "Medya denildiğinde insanların aklına genelde yaygın medya, televizyon programları ve köşe yazarları gelmektedir. Genelde kimse yerel medyadan söz etmez. Özüne bakacak olursanız yerel medya, ülke vatandaşlığı için çok daha önemlidir. Yerel medya olmadan vatandaşlar, kendi kasabalarında yaşanan sorunlar hakkında bilgi sahibi olamazlar. Yerel medya olmadan, bölgedeki olaylar, ekonomik ve sosyal gelişmeler hakkında bir şey öğrenemeyecekleri gibi kültürel ve toplumsal problemleri de göz ardı edeceklerdir. Kısaca demokratik katılım sürecinde etkin rol oynamaları mümkün olmayacaktır. İşte bu nedenle yerel medya çok önemlidir" diye konuştu.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com