Yılmaz Erdoğan Monica Belluci'ye Aşık Oldu!

Yılmaz Erdoğan Monica Belluci'ye Aşık Oldu!
İranlı Kürt yönetmen Bahman Ghobadi'nin İran Devrimi öncesi ve sonrası fonunda yaşanan, hayli şiirli aşk filmi...

Bahman Ghobadi, yüzünden gülümsemesi eksik olmayan bir yönetmen. Muzip gözleri, kafadan her daim mühim bir şeylerin geçtiğinin işareti sanki. Kameramanından ışıkçısına, herkes gülümsüyor sette. Ortada senaryo bile olmamasına rağmen, stresin esamisi okunmuyor burada. Öyle koca koca ışıklar, acayip kameralar da yok etrafta. Oldukça naif bir hava hakim. Monica Bellucci bile, kendi halinde, yedi aylık badem gözlü bebeğiyle karavanında takılıyor. Oraya buraya emirler buyurmak yok. Filmde 'Monica'nın gardiyanı' olmaktan gurur duyan iki kadın oyuncunun söylediğine göre “Türklerden bile iyi. Öyle kaprissiz yani.”

Filmdeki İran sahnelerinin çekildiği, binanın üst katında mahkeme salonu olarak kullanılan odada, üzerinde Farsça yazılı küçük kağıtlar duruyor. Bir başka odada Türkçe, adalete dair Atatürk imzalı bir özlü söz. Bir diğerinde duvarda asılı Humeyni resmi… Koridora Tevbe suresini yazıyor bir set görevlisi. Aynı set görevlisi aşağıda, hücre olarak kullanılacak küçük odaya iniyor sonra. Elinde tebeşir, duvarları Farsça kelimelerle dolduruyor. “Ne yazıyorsunuz?” sorumun cevabı; “Şiir.” “Peki şu köşedeki şiir ne diyor?” sorumun cevabı, dil yetmezliğine takılıyor. Farsça anlatılanı anlamayınca ben, elindeki tebeşirle duvarın bir köşesine örümcek bağlamış bir darağacı çiziyor. Küçücük hücre, duvarlarında şiirlerle kocaman görünüyor gözüme. Bahman Ghobadi'nin büyüklüğü de, böyle bir şey olsa gerek.

Sohrab Sepehri, Ahmet Şamlu, Nima Yoshij gibi İranlı şairlerin dizeleri arasında İranlılara benzerliği sebebiyle seçilmiş, şiir güzellik Monica Bellucci oturuyor bir yatakta. Çektiğimiz üç-beş fotoğrafı tek tek siliyor Ghobadi. Bize güvenmediğinden değil, yeni çocuğuyla meşgulken aklı bu tür meselelerde kalmasın diye. Şiirlerle çevrili hücrede “Şiir yazar mısınız?” diye soruyorum kendisine. “Eskiden yazardım ama artık vaktim olmuyor” diyor. Üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir cevap…

Son kullanma tarihi yoktur
Yılmaz Erdoğan, Belçim Bilgin, Beren Saat, Ahmet Mümtaz Taylan gibi tanıdık oyuncuların olduğu filmin başrollerinde Monica Bellucci ve İran'ın efsane oyuncusu, uzun zamandır Amerika'da sürgünde yaşayan Behruz Vossoughi paylaşıyor. Diğer Ghobadi filmleri gibi 'Gergedanın Son Şiiri' de Bahman Ghobadi'nin hayatından izler taşıyor. Yönetmenin son üç yıldır İran'a gidemediğini düşünürsek bu 'şiir' yol, yolculuklar ve hasret sesinde. “Şartlar öyle gerektirmeseydi filmi İran'da çekerdim ama artık canımdan korkuyordum” diyor Ghobadi. Bir gün ülkesine kesinlikle döneceğini söyledikten sonra, Türkiye'yi de çok sevdiğini ve kendisine yakın bulduğunu anlatıyor. Filmin siyasi bir film olmadığının özellikle altını çiziyor. Bu tür sorulardan sıtkının sıyrıldığı aşikar. Film, İran Devrimi'nin iki döneminde geçse de, herhangi bir yorum yapılmıyor devrimle ilgili. Çünkü Ghobadi son kullanma tarihi belli, siyasi bir film yapmak istemiyor. Derdi, tarihlere sığmayıp taşan aşk. Ve Ghobadi'nin deyişiyle, “Aşk insanın en büyük devrimidir.” Ortak kanaatimizle de, Leyla-Mecnun misali kavuşulamayanı daha güçlüdür hep…

Filmin setini ziyaret ettiğimiz gün Newroz'u erkenden kutluyor Türkiye. Newroz Bayramı nedeniyle sette çalışan kimi İranlıların aileleri de burada. Tüm mazlum İranlıların, Kürtlerin bayramını kutluyor Ghobadi. Newroz'un bayramdan öte, siyasi bir mesele gibi algılandığını konuşurken; “Bugün baharın, yeni bir sayfanın başlangıcı. Ve hiçbir devlet bu yeni başlangıcın tedirginliğinde olmamalı” diyor.

Bir şair gibi…
Filmde gergedanın ne anlama geldiğini, neleri simgelediğini şimdilik öğrenemiyoruz. Seyirciye saygısından açıklamak istemiyor yönetmen 'gergedan'ın altında yatanı. İstiyor ki, seyirciler kendileri keşfetsinler.

Bir Bahman Ghobadi filmi 'Half Moon'dan konuşurken filmdeki Mamo karakterine dair “Benim 60 yaşlarım” sözünü hatırlatıyoruz yönetmene. “ O dönem ölüm bir korkuyken, 41 yaşımda ölüm bile korkutmuyor beni” diyor. Ne yaşıyorsak aşkıyla, ölümüyle, hepsi hayata dair. Ghobadi duygularını takip ederek buluyor artık yolunu. 'Gergedan'ın Son Şiiri'ni de aynı yöntemle çekiyor. Önceden hazırlanmış diyaloglar, değişmez bir senaryo yok ortada. Bir küçük gezinti sonrası sete gelip “Kamera” diyebiliyor bir şair gibi. Kısaca, duygularının izinden gidiyor. Bahman Ghobadi filmlerinde önemli bir yere sahip müzik 'Gergedan'ın Son Şiiri'nde merkezde değil. Birkaç Türkçe ve Kürtçe şarkı duyacağız lakin bu defa öyle görünüyor ki şiirin musikisi söz konusu.

Yılmaz Erdoğan:Birbirimizi CNN'den tanıyoruz

Filmin esas meselesi aşk. Siz neresinde duruyorsunuz bu aşkın? Ben âşık olan kişiyim. Ama karşıdaki bana âşık değil. Saplantılı bir aşk benimkisi. Filmin üzgün adamıyım. Filmde Monica ve Behruz birbirlerine âşıklar. Ben işi bozuyorum.

Nasıl bir duygudur Monica Bellucci'ye âşık olmak?
Hiç zorlanmıyor insan (Gülüyor). Monica Bellucci'nin çok güzel olduğunu ve ona dair pek çok şeyi biliyoruz ama bu kadar profesyonel, çalışkan, iyi bir oyuncu olduğunu bilmiyorduk. Öğretici bir şey de onunla çalışmak.

Devrimde aşk nasıl yaşanıyor?
Benim, Ekber'in düştüğü şekilde bir aşksa, bir tür şizofreni aslında.

Devrim de bir tür şizofrenidir göndermesi var mıdır?
O altmetinleri, göndermeleri yönetmen bilir. Bu benim sadece oyunculuk yaptığım ikinci tecrübem. Bütün enerjimi bir karakter olmaya harcayınca da geride kalanlarla uğraşmıyorum.. Onlar yönetmenin kafasında.

Ghobadi'yle çalışmak nasıl?
İlk kez doğaçlama çalışan bir yönetmenle setteyim. Farsça oynuyoruz bir de. O dili kendi ağzına yakıştırmak, kendi diyaloğun haline getirmek hem ilginç, hem eğlenceli. Bahman çok sevdiğim bir arkadaşım ve yönetmen. Birlikte çalışınca daha iyi tanıyor insan. Çok yaratıcı, çok hızlı, kıvrak zekası olan biri. Hepimiz çok memnunuz yönetmenimizden. 80 öncesinde çok ciddi bir İran-Türkiye sinema işbirliği vardı. Ümit ediyorum ki bu film yeniden böyle bir birlikteliğin başlangıcı olsun.

Sizin de filmlerinizde Bahman Ghobadi gibi yönetmenin hayatına dair parçalar görmek mümkün. Bu anlamda ortaklıklar olmalı aranızda.
Var tabii. Üstelik şöyle de bir ortaklık var; o da İran'da bir Kürt diyarında doğup Tahran'da ortak Farsi kültürüyle büyümüş birisi. Ben de Kürt-Türk kültürüyle büyümüş biriyim. İkimiz de biraz sonradan doğduğu yerlerden kopup başka yerlerde büyüyen insanlarız. Her iki kimliği de tanıyan, her iki tarafa da yüksek empatisi olan.

İstanbul'da neler oluyor filmde?
Devrim sonrası İstanbul'a geliniyor ve İstanbul'da geçiyor hikaye. Bir şairin, Behruz'un üzerinden anlatılıyor. Filmin ilham kaynağı da o. Büyük aktör olduğu sete geldiğinde “Merhaba” dediğinde bile anlaşılıyor.

Bahman Ghobadi ünlü insanlardan ziyade, tanınmayan isimlerle çalışan bir yönetmen. Monica Bellucci sürprizini nasıl değerlendirmeli?
Bağımsız sinema dünyada da starlarla çok çalışır. Çalışmak zorunda değildir, bu bir gelenek değildir ama çalıştığı zaman da olumlu sonuçları oluyor. Büyük oyuncunun getirdiği büyük bir enerji de oluyor. Monica konuşmadığı sahnelerde bile varlığını hissettiren bir oyuncu.

Karınız Belçim Bilgin'le aynı filmde oynamak nasıl?
Belçim'le aynı sahneye denk gelmedik. Film boyunca da galiba hiç denk gelmiyoruz. Biraz Allah'ın işidir filmlerde casting. Birisini düşünürsünüz, her şey hazırdır ama son dakikada değişir.

“Türkiye İran olur mu?” tartışmalarına. Bu kaygılara ne diyorsunuz?
İran'da da “İran Türkiye mi oluyor?” kaygısı var. Beni asıl ilgilendiren şey bu kadar yakınımızda, yan mahalle İran'ı, sanatçılarını vs tanımıyor oluşumuz. Dünya düzeyinde böyle yakınları uzaklaştıran bir dünya siyaseti var. İran'la ilgili Amerikalılar gibi konuşuyoruz. Birbirini CNN'den tanıyan ülkeler haline geldik. Oysa İran yan mahalle. Haber mantığı tatsızlıkları, çatışmaları, aykırılığı ön plana çıkaran bir şey, güncel hayatı değil. İran'da güncel hayatın bir zindan olmadığını düşünüyorum.

Libya operasyonu hususunda neler düşünüyorsunuz?
Libya için değil ama Mısır, Tunus, Yemen'de olanlar Amerika'nın silahla yapacağını iddia ettiği dönüşümün kendiliğinden olması. Bunu bir tek şeye bağlayacaksan dünyanın yeni internet evresine bağlıyorum. Sınırları, bireyin müdahale alanını genişleten bir internet devrimi. Libya'nın şu an neden bombalanmaya başladığını tam olarak anlamış değilim. Ekonomik çıkarlara bağlıyorum.

Sohbete başlamadan devrim fikrinde bir problem var demiştiniz. Bunu biraz açabilir miyiz?
Başkasının devrimine dair batılılar kadar çok rahat konuşamıyorum. İran halkının tercihlerine de saygım var ama…

Nuri Bilge Ceylan'ın yeni filminde rolünüz nedir?
Ben komiserim filmde. Anadolu'da bir hiç kimseyim. Sadece kendisini kendisinin önemsediği…

Zor oldu mu komiser olmak?
Bir role sevdalanmazsan oynayamıyorsun. Dolayısıyla onu da çok seviyorum. Dur bakalım ne yapacak…
 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com