'YÖK'ü Kaldırırım' Diyen İktidara Gelince Yararlanıyor

'YÖK'ü Kaldırırım' Diyen İktidara Gelince Yararlanıyor
Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşit Canbeyli: Eğitim sistemimizdeki en büyük sorun ilkokuldan itibaren edinilen kalıplar...

Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşit Canbeyli, iktidar-üniversite ilişkisini anlattı ve üniversiteler adına özeleştiri yaptı. Canbeyli'nin AKŞAM'a yaptığı çarpıcı açıklamalar :

ÖZGÜR DÜŞÜNCE DAİMA İKTİDARLARI KORKUTTU

YÖK 1981 yılından itibaren üniversiteyi, özgür düşünceyi kontrol etme mekanizması oldu. Üniversitelere en yakın isimlerden biri olan Erdal İnönü döneminde bile maalesef YÖK'ün kalkması mümkün olmadı. Hiçbir iktidar bu baskıcı gidişe son vermedi. Tam tersine bu uygulamalar iktidarların hoşuna gitti. Demirel, iktidara gelir gelmez 'YÖK'ü kaldıracağım' dedi fakat yapmadı. Çünkü özgür düşünce daima iktidarları korkuttu. Cumhuriyetin kurulmasından sonra kurulan iktidarlar, buna Atatürk dönemi dahil, bağımsız özerk bir üniversite kurulmasına izin vermediler.

ÜNİVERSİTELER 'DÖRT DUVAR'

Bugünün iktidarı üniversitelere dört duvar gözüyle bakıyor. Öğrenciler ise sadece diploma alacakları bir kurum olarak görüyorlar. Ötesi yok.Bunun nedeni de üniversitelileşmemizin çok geç başlamış, üniversite anlayışının oturmamış olmasıdır. Bu gerçeği görmeden yola çıkarsak YÖK'ten asla kurtulamayız.

ANKARA BAZI ÜNİVERSİTELERE KIZIYOR

YÖK, 12 Eylül'den sonra askerlerin üniversiteleri denetlemesi ve kontrol etmesi için kurulan bir kurum oldu. Sonraki iktidarlar için de bu güzel bir keşif oldu. YÖK'ün üniversiteleri kontrol etmek için çok iyi bir araç olacağını düşündüler. Ama şunu açıkça söyleyebilirim ki AKP bunu zirveye çıkardı. Boğaziçi Üniversitesi başta olmak üzere üniversitelerde genç kadrolara yer vermiyorlar. Boğaziçi Üniversitesi'nde yanılmıyorsam şu an 11 tane genç öğretim üyesi var. Bu kişiler çalışıyorlar ama maaşlarını alamıyorlar. Neden çünkü Ankara belli üniversitelere kızıyor.

CHP VE SHP DE SİSTEMİ DÜZELTMEDİ

YÖK'ün kalkmasından çok YÖK zihniyetinin değişmesi önemli. YÖK'ü kaldırıp üç kanunla YÖK'ün yapamadığı tahribatı yapabilirsiniz. Çünkü YÖK sadece bir semboldür. Bu toplumun üniversite kurumu konusunda yeniden eğitilmesi lazım ve bu hiç kolay değil. YÖK geldiğinde çok az insan buna karşı çıktı. Ben ve benim gibi birkaç öğretim üyesi istifa etti o kadar. Ankara'nın yegane amacı üniversitelerin sınırlarını yoklamak, sıkıştırmak ve susturmak oldu. Bu sistemi sadece AKP değil, CHP de SHP de düzeltmedi. Onun için bu sorunu sadece bir AKP sorunu olarak görmek doğru olmaz.

Üniversiteler kendi öğrencilerini seçebilsin

Bu konuyu çok yakından incelemedim ama YGS şifre konusu, yaşanan şüphe ve güvensizlikten ileri geliyor. Üniversitenin bugüne kadar çalışan en doğru mekanizması üniversiteye giriş sınavları olmuştur. Keşke üniversiteler kendi öğrencilerini kendileri seçebilse ama bu olmuyor maalesef. Çünkü sistem eşitlikçi bir sistem. Son birkaç yılda skandallar yaşandı. Belki burada çeşitli oyunlar oynanıyor, birilerine hak tanınıyor ya da kolaylık sağlanıyor. Bunu bilmek zor. Ama eğer böyle bir durum varsa balığın kokmayan tek tarafı da kokmuş demektir.

YÖK bizi affetmedi

1980 yılında Boğaziçi Üniversitesi'ne geldiler dediler ki 'Genelkurmay'ın tespit ettiği 9 öğrenci yollayacağız. Bunlara siyaset bilimi okutacaksınız. Biz seçeceğiz siz okutacaksınız.' O zamanlar bizim fakültede demokratik yönetim vardı ve kararları bütün öğretim üyeleri beraber veriyorduk. Bunu yapamayacağımızı söyledik ve Genelkurmay, Boğaziçi Üniversitesi'ne tek bir öğrenci bile sokamadı. İki sene önce de polis okulundan atılan büyük sayıda öğrenciyi YÖK üniversitelere sormadan dağıttı. Bize de 18 öğrenci geldi. Okuldan atılmış birisini Türkiye'de girmenin en zor olduğu üniversitelerden birisine tayinle atıyorsunuz. Şiddetle karşı çıktık. Üzülerek söyleyeyim ODTÜ bile kabul etti. Ve tabii daha sonra YÖK bizi affetmedi ve hep baskı uyguladı. Yeni açılan üniversitelerde bunu yapmak çok daha kolay. Dolayısıyla üniversiteler bugün eskisi ve yenisi ile kuşatma altında.

Üniversitenin saygınlığı mı?

AKP dört yıl daha iktidara gelirse, üniversitelerde çok şey değişecek. Kontrol artacak. Yeni bir yasa için çalışmalara başladılar. Başbakan Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi'ne bir koruma ordusuyla geldi. Şimdiye kadar böyle bir şey olmamıştı. Öğrencilerin canı yandı, öğretim üyelerine tavır alındı, derse gitmeleri engellendi. Başbakan bir anlamda kimin patron olduğunu göstermek istedi. Çünkü Başbakan'ın güvenliği üniversitenin saygınlığından çok daha önemli. Ama bizde de kabahat var. Üniversiteyi tam olarak yaşamıyor, yaşatmıyoruz.

Bilgiden korkuyor ve besleniyoruz

KALIPLARI KIRMAMIZ GEREKİYOR:

Her Türk vatandaşının başına bu büyük facia muhakkak gelir ve ilkokula başlanır. Öğrencilerin ilkokuldan başlayarak edindikleri kalıpları kırmamız gerekiyor. Eğitim sistemimiz inanılmaz katı bir format ve kalıplaşma içinde. Bu söylediklerim saygısızlık olarak algılanmasın ama hepimiz aynı sistemin içindeyiz. Bilgiden müthiş korkan, bu korkuyla beslenen ve sınırlarını aşamayan bir toplumuz. Bu eğitim sistemimize yansıyor.

Aklın uçtuğu bir ülkedeyiz

Tabii çuvaldızı başkasına batırırken iğneyi de kendimize batırmak durumundayız. Bir defa üniversitenin kurum olarak haklarını savunamadık. En temel konularda bile üniversiteler birbirleriyle anlaşamıyorlar. Öğretim üyelerinin tayini konusunda Türkiye'deki üniversiteler rahatlıkla ayağa kalkabilirdi fakat bu söz konusu olmadı. Aklın tamamıyla uçtuğu bir ülkedeyiz. Darülfünun'da, medresede de böyleymiş. Bu zihniyeti kıramazsak içinde bulunduğumuz baskı ortamı maalesef böyle devam edecek.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com