Yurt yazarı medyayı bombaladı!

Yurt yazarı medyayı bombaladı!
Yurt yazarı Mustafa Sönmez, Bağımsız dergisine röportaj verdi, medyaya çok sert eleştiriler getirdi.
Cumhuriyet'ten ayrıldıktan sonra Yurt gazetesinde köşe yazarlığına başlayan Mustafa Sönmez, "Bağımsız" dergisine verdiği röportajda hem medyaya çok sert eleştiriler getirdi, hem Hasan Cemal'in Milliyet'ten uzaklaştırıldığı süreci yorumladı, hem de Cumhuriyet ile yollarının ayrılmasına neden olan eleştirilerini yineledi.
 
Hasan Cemal'in gazeteden yollanmasına neden olan Derya Sazak ve Demirören'ler ile ilgili Mustafa Sönmez'in söyledikleri çok çarpıcıydı:  "(Demirören'in) yönetime getirdiği Derya Sazak, iktidarın onayladığı TRT'de program yaptırdığı bir isimdi. O kadar aletsel bir konuma girdi ki Hasan Cemal'i bile koruyamadı. İmralı zabıtlarını yayınlamayı göze alan Milliyet, bunlar üstüne yorum yaptığı için RTE'nin gazabına uğrayan Hasan Cemal'i savunamadı."
 
İşte Sönmez'in Bağımsız dergisinin sorularına verdiği yanıtlar:
 
"AKP'NİN ELİNİN ALTINDA ZATEN BU MEDYALAR VAR"
 
Eğitiminizin ve mesleğinizin iktisatla ilgili olduğunu biliyoruz ama sizi yıllardır medyada editör, yönetici, yazar olarak görüyoruz. 2013 baharı itibariyle medya nerede duruyor?
 Ülkeye kim, nasıl yön vermek istiyorsa, elbette birçok aygıtın yanında, medyaya da öyle yön veriyor. AKP, Gülen cemaati ile gergin bir koalisyon halinde, amaçladıkları İslami rejimin inşasında medya önemli bir yer tutuyor. Medya kuşatmalarında önemli bir mesafe aldıklarını kabul etmemiz gerekiyor, ama yine de gidecekleri epeyi yol var.
 
AKP rejiminin elinin altında zaten Sabah'ı, Zaman'ı, Star'ı, Kanaltürk'ü, Yeni Şafak grupları ile, hatırı sayılır bir "yandaş medya" var. Ayrıca kamu iletişimi, TRT, AA var tepe tepe kullanılan... Ama bunlar yetmiyor. Toplumdan belli rızaları almak için, başkaları da lazım. Benim "Rehine medya" dediğim kesimi iyice yönlendirmesi, biata zorlaması gerekiyor rejimin. Onların kimler olduğu biliniyor ama yineleyelim. Rehine medya derken, mülkiyeti, büyük sermayeye ait, finans, sanayi, iletişim, madencilik, enerji gibi alanlarda da yatırımları olan, medya yatırımlarını ağırlıkla bu ekonomik kaynaklarla sübvanse eden, iktidarla hem kamu ihaleleri, özelleştirmeler, lisanslar gibi doğrudan, hem de kamu denetimi üstünden yüz yüze gelen büyük medyadan söz ediyoruz. Kimlerdir bunlar? Doğan, Doğuş, Çukurova, Ciner, Demirören grupları başlıcaları... 
 
MİLLİYET HASAN CEMAL'İ BİLE SAVUNAMADI
 
Rehine medya dediğiniz kesimden Demirören tarafında çarpıcı şeyler yaşandı son günlerde... 
 
Biliyorsunuz, Milliyet, Vatan, Star televizyonu Doğan grubunundu. RTE, orantısız medya var, diyerek, önce Sabah –ATV grubunu devlet bankalarına kredi talimatı vererek, Katar'dan yabancı ortak bularak damadının yönettiği Çalık Grubu'na devrettirdi. Ama bu yetmedi, Doğan'ı vergi denetimleriyle canından bezdirdi ve küçülmeye zorladı. Doğan, önce Star TV'yi(Uğur Dündar, Yılmaz Özdil belalarından ayıklayarak) Doğuş Grubu'na devretti. Ardından da Milliyet ve Vatan'ı, Demirören Grubu'na sattı. Milliyet ve Vatan gazetelerini alan Demirören, özellikle Milliyet'teki dikenleri temizlemek için yayın yönetmenini, yazı işlerinin önemli isimlerini ve bazı yazarları ayıkladı, kalanlara gözdağı verdi. Bu iş için yönetime getirdiği Derya Sazak, iktidarın onayladığı TRT'de program yaptırdığı bir isimdi. O kadar aletsel bir konuma girdi ki Hasan Cemal'i bile koruyamadı. İmralı zabıtlarını yayınlamayı göze alan Milliyet, bunlar üstüne yorum yaptığı için RTE'nin gazabına uğrayan Hasan Cemal'i savunamadı hatta RTE'nin hışmına uğramamak için işten çıkardı. Bu, medya-siyaset ilişkisi tarihimize en çarpıcı sayfalardan biri olarak geçecektir. Hem, iktidarın medyayı nasıl istediği kıvama soktuğunu göstermeye örnek olması, hem de iktidara akıl hocalığı yapanların bir kağıt gibi nasıl buruşturulup atıldıklarını göstermek açısından... 
 
TARAF'IN MİSYONU TAMAMLANDI
 
Böyle buruşturulup atılmaya örnek bir de Taraf var... 
 
Evet, Milliyet'i kıvama getirmenin yanında akıllarda kalan bir medya notu da Taraf'ın misyonunu tamamlaması ve onu üstlenmiş isimlerin tası tarağı toplayıp sahneyi terk etmeleridir. Arap'ın işi bitmiştir, Arap gidebilir... 
 
ÖNÜMÜZDE MEDYA İÇİN PARLAK BİR DÖNEM YOK
 
Önümüzdeki dönemin medyası için ne diyeceksiniz?
 
Parlak bir durum yok, ne yazık ki. Kamu medyası doğrudan iktidarın kontrolünde. AKP-Cemaat koalisyonunda hatırı sayılır hacimde bir "yandaş medya" yığını var, hatta yenilerini ekliyorlar. Önümüzdeki 3 yıl, seçimler yılı. Dolayısıyla medyaya daha da ağırlık verecekler. Yalnız, AKP ile Cemaat arasında bir kopma yaşanabilir. Bunu özellikle medyadan izleyebiliriz. Rehine medyada ise hızla "yandaşlığa" geçişi gözleyebiliriz. Sermaye kesimindeki TÜSİAD-MÜSİAD yakınlaşmasını, medyada yandaş-rehine yakınlaşması izlemeye başladı bile. Bankaları, şirketleri RTE'nin kıskacında. Onun gazabından korktukları ve/veya nimetlerden mahrum kalmamak için RTE'nin kırmızı çizgileri içinde kalmaya azami özeni göstermekle kalmayıp kraldan daha kralcı olarak arkasına geçmeye başladılar. Artık birkaç cılız sese, çatlak kaleme bile tahammül edemeyebilirler, yeni kıyımlar olabilir.Geriye, sen, ben bizim oğlan kalıyoruz, ki bizim gibilerin hacmi de toplamın yüzde 10'unu bile bulmuyor. Ama bundan dolayı umutsuz olmamak gerekiyor. Gerçeği duymak isteyen yüzde 10'dan da duyar. Sonra, başa bela sosyal medya var kontrol edilemeyen... Sosyal medya üstünden isyanlar bile çıkarılıyor dünyada... (AAK)
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com