ZAFER yahut HİÇ

ZAFER yahut HİÇ
Cumartesi günü yıllardan beri hazırlanan senaryonun bir bölümü baş rollerde ERDOĞAN ve BARZANİ, yardımcı oyunculuklarda TATLISES ve PERVER olmak üzere sahneye konulmuştur.

SANSURSUZHABER.COM | GÜNDEME DAİR

Tarihin kaydettiği en büyük imparator BÜYÜK İSKENDER ‘dir. Makedonya’dan çıkarak önce Anadolu’yu topraklarına katmış, bu arada efsaneye göre Gordiyon’daki düğümü kılıcı ile tek hamlede kesmiş, daha sonra Pers İmparatoru Dara’yı mağlup etmiş, Mezopotamya’yı işgal etmiş ,Mısır’ı almış ve bugün İskenderiye diye bildiğimiz şehri kurmuş ,Hindistan üzerine yürümüştür. O tarihlerde Hindistan’da hüküm sürmekte olan Eşber Han’ı da üstün kuvvetleriyle ezmiş, savaş meydanında on binlerce cesedin daha bedenleri soğumadan muzaffer bir eda ile   kılıcını toprağa saplarken  çocukluğundan beri hocalığı yapan ve yanından hiç ayırmadığı  ünlü düşünür ARİSTO’ya “ Hocam bu nedir? “  diye sorunca ARİSTO o çok bilinen tarihi cevabını verir: “ ZAFER yahut  HİÇ “ Diyarbakır şöleni de kimilerine göre zafer, kimilerine göre de bir hiçtir. Kısa bir hatırlatma yapayım.

Amerika’nın Dünya Petrol rezervlerinin % 65’ine sahip olan Orta Doğu ile ilgili planları çok eski tarihlere dayanır. Büyük Ortadoğu Projesini ( BOP)  ilk defa Amerika Başkanlık Güvenlik Danışmanı Condoleezza RİCE’ın (Daha sonra Dış İşleri Bakanı olmuştur.)  2003 yılında Washington Post gazetesinde yayınlanan bir röportajında görüyoruz. O röportajda RİCE Fas’tan Basra körfezine kadar bölgede yer alan 22 Devletin parçalanarak sınırlarının değiştirilmesi gerektiğini söylemişti. Daha sonra kendisin BOP Eş Başkanlığı unvanı verilen Başbakanımız asıl amaçtan bihaber her yerde bu unvanıyla öğünmüştür. Yine Amerika’nın  Orta Doğuda Kürtlerin bulunduğu Devletleri bölüp tüm Kürtleri Büyük Kürdistan adı altında toplama niyeti olduğu uzun yıllardan beri bilinmektedir.

İşte Cumartesi günü yıllardan beri hazırlanan senaryonun bir bölümü baş rollerde ERDOĞAN ve BARZANİ, yardımcı oyunculuklarda TATLISES ve PERVER olmak üzere sahneye konulmuştur. Bu komedi sırasında ön sırada oturan Emine hanım ve ARINÇ ‘ın hıçkırıklarını meydandaki Kürtlerin zılgıtları bastırmıştır. Bildiğiniz gibi bir başarı elde edildiğinde taçlandırılır. Çözüm sürecinde hangi başarı elde edilmiştir ki taçlandırmaya kalkıyoruz.Yapılan  karşı tarafı seçimlere kadar oyalamaktır. Sadece 6 ay Akil İnsanların gezileri ,rapor hazırkanması ve raporun değerlendirmesiyle geçti. Sonra raporla ilgili ne yapıldı ? Koskoca bir HİÇ . Süreçle ilgili ne bakanların ve ne de AKP grubunun bildiği hiçbir şey yok. Sadece APO ‘nun talepleri ve buna karşın hallederiz  vaatleriyle zaman kazanılıp arada sırada keçi boynuzu yalat mak var. Ama artık ne APO, ne Kandil ve ne de BDP yutmuyor. Süreli ültimatomlar verilmeye başlandı. Diyarbakır komedisi de içi boş karşılıklı iltifatlardan başka gerçek  anlamda içeriği olmayan ama çok kişiye  barış rüyaları gördüren bir etkinlik olmuştur. Barışla ilgili tek gerçek sanırım Tatlıses’in doğacak oğlunun adının BARIŞ olması ile sınırlı kalacaktır. Bakınız neden ?

Öncelikle karşı tarafın talepleri ile Başbakan’ın halka verdiği taahhütleri ortak bir payda da buluşturmak mümkün değildir. Kabul etmemiz gerekir ki 30 yıldır devam eden ve elli bin kişinin ölümüne neden olan bir dönem  sonunda PKK ‘ya karşı pes ettik ve  "Şu silahları bir susturun. Ne isterseniz veririz ”  dedik. Bu arada bir  şey gözden kaçırılıyor. Gerçek bir barış  APO ‘nun , KANDİL’in ve BDP ‘nin  ikna edilmesi ile olmaz.Burada son sözü söyleyecek olan eli silahlı PKK teröristleridir.  Bu işsiz güçsüz kişiler ideallerinden çok cepleri para görsün diye dağlara çıkmıştır. Bunları affedip "Hadi evlerinize , ailenizin yanlarına dönün demek yetmez" Bu kişilere yaşamlarını rahatça sürdürecekleri parasal bir garanti verilmezse bunlar APO ‘yu bile dinlemezler. Dün PKK’lı teröristler yine bir  şantiye basıp iş makinalarını yaktılar. Acaba diyorum bu saldırı, sürecin taçlandırıldığı (!) toplantıda ,bugüne kadar sürece en küçük bir katkısı olmayan BARZANİ ve PERVER  göklere çıkarılırken  gönderdiği mektupla gerçek anlamda süreci  başlatan APO’dan tek kelime ile söz edilmemesi üzerine “Hop! Hop ! Neler oluyor? Bizi unuttunuz”  şeklinde bir hatırlatma mıydı ?

Diyarbakır’da süreç değil Başbakan tarafından teröre destek vermekle suçlanan ve yine Başbakan’ın  “Ben aşiret reisi ile konuşmam“ dediği BARZANİ taçlandırılmıştır. O Barzaniler  ki Osmanlı’dan bu yana 3 nesil ülkemize düşmanlık etmişlerdir. Yılardır kanımızı akıtan , canımızı alan  kişileri bağrında barındıran bir kişiye  Başbakan nasıl olur da kardeşim  demektedir. Yine terör sanığı olduğu için yurt dışına kaçan  ve 38 yıldır verdiği her konserde teröristleri barış savaşcısı  ve Türkiye Cumhuriyetini terörist  ilan eden Şivan PERVER  taçlandırılmıştır. Bu durum bırakın zaferi ülkemiz adına büyük bir utanç vesilesi olmuştur.

Başbakan’ın kardeşi BARZANİ ‘nin çalışma odasındaki masanın arkasındaki Kürdistan haritasında Diyarbakır dahil 21 ilimiz yer almaktadır. Ola ki bir gün BARZANİ varlığını  yeni öğrendiği kardeşinden kendi payı olarak  bu illeri vermesini isteyebilir. Bu satırları yazarken aklıma  Padişah ABDÜLAZİZ ‘in zamanın hazır cevap Hariciye Nazırı Keçecizade Mehmet FUAD Paşa ile yaptığı Fransa seyahati geldi. Bir sohbet sırasında Fransa Kralı III. Napolyon Paşaya “ GİRİT size yük oluyor. Bize kaça verirsiniz?"  deyince Paşa “Kar istemeyiz haşmetmeap aldığımız fiyata veririz .” der. Bildiğiniz gibi GİRİT 25 yıl süren çok kanlı savaşlar ve binlerce şehit verilerek alınmıştı. Şehit kanları ile sınırları çizilmiş ve her zaman  “ Bir çakıl taşı vermeyiz.”  diyen Başbakan bu vatan toprağında yıllardır  gözü olan kardeşine  de herhalde FUAD Paşanın verdiği tarihi cevabı verir diye düşünüyorum. Sadece Başbakan şiir okuyacak değil ya ben de bugünkü yazımı Orhan Şaik GÖKYAY ‘ın ünlü şiiri ile bitirmek istiyorum.

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

                                                                           BU VATAN KİMİN
                                                                           
Bu vatan toprağın kara bağrında/ Sıra dağlar gibi yatanlarındır/Bir tarih boyunca onun uğrunda/ Kendini tarihe verenlerindir.
Tutuşup kül olan ocaklarından / Şahlanıp köpüren ırmaklarından/ Hudutlarda gaza bayraklarından/Alnına ışıklar vuranlarındır.
Ardına bakmadan yollara düşen/ Şimşek gibi çakıp sel gibi coşan/ Huduttan hududa yol bulup koşan/Cepheden cepheyi soranlarındır.
İleri atılıp sellercesine/Göğsünden vurulup tam ercesine/Bir gül bahçesine girecesine/Şu kara tıoprağa girenlerindir.
Tarihin dilinden düşmez bu destan/Nehirler gazidir. Dağlar kahraman / Her taşı bir yakut olan bu vatan/ Can verme sırrına erenlerindir
Gökyay’ım ne desem ziyade değil/ Bu sevgi bir kuru ifade değil/ Sencileyin hasmı rüyada değil/ Topun namlusundan görenlerindir.  
Orhan Şaik GÖKYAY


Not : Başbakan’ın genel affı ima eden sözleri ile Orta Doğudaki mezhep kavgaları  başka yazı konuları  olacaktır.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com