Zenginliğinin sırrını açıkladı!

Zenginliğinin sırrını açıkladı!
3 milyar dolarlık servetiyle Türkiye'nin en zengin ismi olan Hüsnü Özyeğin, zenginliğin sırrını açıkladı.

"GİMA, EN BÜYÜK HATAM. KURTULDUĞUMDA KURBAN KESTİM"

Ekonomi dergisi Forbes'ın 'En Zengin 100 Türk' listesine göre; 3 milyar dolarlık servetiyle Türkiye'nin en zengin ismi olan Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin, zenginliğin sırrını açıkladı.

Özyeğin, Rusya’nın başkenti Moskova’da Türk Rus İşadamları Birliği (RTİB) tarafından Ritz Carlton Oteli'nde düzenlenen "Zirve Sohbetleri" toplantısına katılarak kendisini anlattı, iş adamlarına tavsiyelerde bulundu.


FİBA Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin, Türk ekonomisinin bu yıl yüzde 4 oranında büyümesini beklediğini belirterek, Rusya'nın 15-20 yıl içinde İngiltere'den sonra Avrupa'nın en büyük ikinci ekonomisine sahip olacağını bildirdi.

İş hayatına 6 yaşında dedesinin manifaturacı dükkanında çığırtkan olarak başladığını belirten Özyeğin, Rusya'ya gelen ilk işadamlarından olduğunu ve Rusya'ya ilk olarak merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile 1984 yılında geldiğini kaydeden anlattı. Özyeğin, "Özel uçakla Moskova'ya geldik. Buradan da iç hat uçağıyla Semerkand, Taşkent ve sonra St. Petersburg'a gittik. Bildiğiniz gibi Ruslarla yapılan meşhur gaz anlaşması bu ziyarette planlandı" dedi.

ÖZAL İLE DÜNYAYI GEZDİK

Özyeğin, Rusya'ya son derece kalabalık bir işadamı grubuyla geldiklerini belirterek, şunları söyledi:

"Özal ile dünyayı gezdik diyebiliriz. Buraya 1986 yılında bir daha Özal ile geldim. Heyet olarak kalabalık geldiğimiz için o zaman tek bir otel vardı ve o otelde de bir odada 3 kişi kaldık. Aşağıda sadece tavuk kızartan bir yer vardı ve yiyeceği de uzun kuyruklar halinde oradan alıyorduk. Tüm bunları gördükten sonra Rusya'nın bugünkü hali inanılmaz. Avrupa'ya gittiğinizde 30 yıl önce nasılsa şimdi de pek fazla bir değişiklik göremezsiniz."

Moskova'ya yine Özal ile birlikte 1986 yılında yaptığı ikinci ziyaretin dönüşünde burada bir banka şubesi açmak istediğini uçakta ziyaret dönüşü her zaman olduğu gibi işadamlarının yanına giderek tek tek sohbet eden Özal'a aktardığını söyleyen Özyeğin, "Rahmetli Özal hemen Merkez Bankası Başkanı Yavuz Canevi'yi çağırarak Moskova'da temsilcilik açmak istediğimi ve bunun için hemen izin verilmesini söyledi. 1988'de Yapı Kredi'nin Moskova'da şubesini açtık" dedi.

KRİZDEN AZ ZARAR GÖRDÜK

Rusya'da 1994 yılında kendi kurduğu Finans Bank'ın bir şubesini açtıklarını ve 1998 yılında moratoryum ilan edilen Rusya'nın en büyük ekonomik krizine yakalandıklarını söyleyen Özyeğin, "Çok şükür buradaki Finans Bank o zaman çok küçüktü. Zarar gördük ama çok az oldu. O zaman bütün özel bankalar battı. Sonra 2003 yılında bireysel bankacılığa başladık. Şu an Rusya'daki operasyonumuzda, 7 bine yakın bordrolu personelimiz var. Türkiye'de Finans Bank'ı sattıktan sonra en fazla bordrolu personelimizi Ruslar oluşturuyor. Ruslardan sonra Türk personel ikinci sırada yer alıyor. Rusya'daki Credit Europe Bank'ta 5 bin 500, buradaki GAP tekstil ve Marks and Spencer mağazalarında da bin 500 ve diğer sektörlerdeki yatırımlarımızda da bir kaç yüz kişi istihdam etmekteyiz" dedi.

“Günde 200 otomobil kredisi veriyoruz"

Özyeğin, Rusya'daki Credit Europe Bank'ın sermayesinin 10 milyon dolar ile başladığını ve bugün sermayesinin 500 milyon dolar civarında olduğunu belirterek, "140 şubemiz var ve 1 milyondan fazla kredi kartı verdik. Günde 200 otomobil kredisi veriyoruz ve Rusya'da en fazla otomobil kredisi veren 5'nci, kredi kartı veren 10'uncu bankayız. Ayrıca Türkiye'de anlaşmalı olduğumuz bir mağazadaki herhangi bir ürünü beğenen ancak paraları yetmeyen Rus vatandaşlarına da o mağazalarda 15 dakika içinde tüketici kredisi veriyoruz" dedi.

PANİKLEYEBİLİRSİNİZ AMA YANSITMAMALISINIZ

Özyeğin, bir soru üzerine her zaman sade bir vatandaş olduğunu ve ABD'de yarı burslu olarak eğitime gittiğinde cebinde sadece 100 dolar parasının olduğunu, bir yandan okurken diğer yandan akşamları lüks bir balık restoranında komilik yaptığını belirterek, "İş hayatında paniklediğim anlar oldu. 2001 yılındaki krizde bir çok işadamı panikledi. Bir şirketin başındaysanız sizin paniklemeniz önemli değil. İçinizdeki paniği dışa vurmamalısınız. 1994 ve 2001 krizlerinde resmen maske takarak dolaştım. Bu dönem işyerlerinde en neşeli gezdiğim dönemlerdi. Ancak eve geldiğimizde endişemi eşim anlıyordu. 2001'de 22 özel bankaya el kondu" diye konuştu.

Türkiye'nin en zengin adamı olarak ne hissettiği yolundaki bir soru üzerine Özyeğin, "Bu konuda konuşmayı pek sevmem ama yaptığım en önemli işlerden biri bir madde bağımlılığı tedavi merkezi kurmamdır. Tinerci çocuklardan 70'i burada tedavi oldu. Yaptığım okullar ve yurtlar ve verdiğim burslar sayesinde 30 bin öğrenci okuyor. Benim yaptığım okulları ve yurtları göremezsiniz çünkü bunları en fazla ihtiyacın olduğu en ücra yerlerde yaptım" dedi.

GİMA HAYATIMDAKİ EN BÜYÜK HATAM

Özyeğin bir soru üzerine, GİMA'nın hayatındaki en büyük hatalardan birini oluşturduğunu belirterek, GİMA'yı özelleştirmeden alan birinden satın aldığında çok yatırım yaptığını ve satın aldığı 1996 yılından sattığı 2005 yılına kadar her yıl zarar ettiğini söyledi.

Ancak GİMA sayesinde Finans Bank'ın kredi kartlarını çok sayıda arttırdığını ve bunun da bankanın değerini artırdığını ifade eden Özyeğin, GİMA'dan tam olarak çok yakın bir zamanda kurtulduğunu ve bunun için de hemen bir kurban kestirdiğini söyledi.

KRİZ OLASILIĞI GERİDE KALDI

Özyeğin bir soru üzerine, ABD'de finansal krizden yavaş yavaş çıkıldığı ve ABD ekonomisinin hafif büyüme gösterdiğini belirterek, "ABD ekonomisi ufak tefek canlanma gösteriyor. Avrupa ülkeleri de Sarkozy ve Merkel'in uzun görüşmelerinin sonunda finans kuruluşlarını kurtarma kararı aldı. Bankalara 500 milyar avro 3 yıl için yüzde 1 faizle borç verildi. Yarın 500 milyar avroluk bir ihale daha var. Kriz ihtimali bana göre geride kaldı" diye konuştu.(SYK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com